OSMANLI TARİHİNDE BAZI MESELELER
Son zamanlarda bir takım kişiler Osmanlı Padişahları ve Osmanlı Devleti hakkında bazı iftiralar ortaya atmaktadırlar. Aslında bunlar kendi ürettikleri fikirler değil... Bu iddiaların çoğu aslında yabancı yazarların ve tarihçilerin düşüncelerinin ürünleridir...Ne yazık ki bizimkilerin yaptıkları şey bilgisizlik yada bazı çevrelerden nema`lanmak adına sahiplenmek ve devşirmek... Şimdi bu iddialara bazı açıklamalar yapalım...
1-16. yy dan itibaren Osmanlı Vakayinameleri Türkleri aşağılayıcı ifadelerle doludur diyor bazı kişiler...
Bir tespit yapalım...Öncelikle demek ki 16.yy öncesinde böyle ifadeler yok...Enteresan değil mi?!!!
O zaman mevzu bahis olan 16. yy`a yakından bakalım...
Bu yy da Osmanlı Devleti gücünün doruğundadır...Ancak yine bu yy. da ilk Celali ayaklanmaları başlamıştır...(İlki Yavuz zam.da Yozgat ta Bozoklu Celal isyanı)Bu isyanları kim ,neden çıkarmıştır?...İşte iddianın karşılığı buradadır...Bu isyanlar genelde Anadolu da Şia`nın kışkırttığı göçebe halde yaşayan ve gerçekten cahil ve anlayışsız Türkmen aşiretler tarafından çıkarılmıştır.
Vakayinameler bunların Türk olmalarına rağmen hem anlayışsız,hem kullanılmaya açık ve cahil olduklarını vurgulamak için bir kısmına Bi idrak-i Türk (Anlayışsız Türk) demişlerdir...Bunlar gerçekten de Şia tehlikesini idrak edemeyecek kadar anlayışsızdılar...İşte Vakayinameler bu (Türk olmak ve şia adına devlete isyan etmek) çelişkiye dikkat çekmiş bununla da kalmamış isyanlara karışan başka Türk aşiretlerine de Şeytan kulu(Şah Kulu),Cemaat-ı Kallaş,Etrak-ı na pak,Etrak,ı bi akl-u din demiştir...
Elbette iddia sahipleri bu ifadelerin Celali ayaklanmasına karışan Türkmenler için kullanıldığını söylemeyecektir!
Sadece bu kelimelere bakılmadan Vakayinamelerin tamamı incelenirse gerçek okuduğunu anlayabilen herkes tarafından anlaşılabilecektir.
Yarın öbür gün yukarıda ki ifadelere dayanarak Osmanlı Türk Milletine kalleş,akılsız,pis,Şeytanın kulu demiştir...diye ortaya çıkarlarsa da şaşırmamak gerekir
Osmanlı`nın bu ifadeleri Türk Milletinin tamamına söylediğini iddia etmek en hafif ifade ile
Saf dillik olacaktır...
2-Osmanlı`nın Türk düşmanı olduğu iddialarında bulunanlarda var.Buna verilecek cevaplarımız yukarıdaki açıklamaları tamamlayıcı olacaktır...
Osmanlılar bir defa secerelerini(Soy kütüğü) Oğuz Han`a intisap ederler(Dayandırırlar).Bununla kendilerinin asil bir soydan olduklarını ve yönetme(kut) yetkisinin kendilerinde olduğunu ispatlamaya çalışırlar.Bu her ne kadar zorlama da olsa Osmanlıların Türklüğe verdikleri önemi açıkça ortaya koyar.Tarih ise bunun gerçek olmasını pek mümkün görmez.
Yeniçeriler devşirildikten sonra Türkçe(!) ve Türk adetleri ile İslam`ı öğrenmek üzere Türk ailelerin yanına verildiğini herkes bilir de bu usüle ne ad verildiğini bilir mi?
``Türk`e vermek``!
Osmanlı kanunlarında Türk kelimesi Müslüman anlamında kullanılmış...Türk ,Arap,Arnavut ayrılmadan hepsine Türk denmiştir...bkn. Yeniçeri Kanunnamesi 37. madde,Fatih Ceza Kanunnamesi 15. madde ve Koçi Bey Risalesi 80. madde...
Şimdi Osmanlı Türk`ü aşağılamakla dayandığı temel olan Müslümanların hepsine hakaret etmiş olmuyor mu?Böyle bir şey mümkün mü?Böyle bir devlet ayakta kalabilir mi?(622 yıl)
Bu bahsi Pakistan Ansiklopedisinde geçen Türk kelimesinin anlamıyla kapatalım.
Türk=Müslüman-mahbub
Ki Avrupalılarda Türk kelimesini bu anlamda yani Müslüman anlamında kullanırlar ve Müslüman olana Türk(!) oldu derlerdi...
3-Bir takım kişiler diyorlar ki...Osmanlılar Türk kızlarla asla evlenmediler.
Konunun anloaşılması açısından Fatih öncesi ve sonrasını ayırmak ta fayda var.
Fatih öncesinde Osmanlı Kuruluş aşamasındadır...Devletin kendini ispatlama ve kabullendirme ihtiyacı vardır...Bu nedenle bu dönemde evlilikler siyasi amaçlı olmuştur.Bu dönem padişah ve şehzadeleri yabancı devlet prensesleri ve diğer Türk Beylerinin kızları ile evlenmişlerdir.Burada amaç aynı zamanda barış tesis etmek ,müttefik kazanmaktır.
Fatih dahil buraya kadar tüm Osmanlı Padişahları iki yolu da kullanmış,iki çeşit evlilikte yapmışlardır...
Örnek;
Fatih Dulkadir oğ. Süleyman Beyin kızı Sitti Hatun,Gülşah Hatun Karamanoğlu İbrahim Beyin kızı,Çiçek hatun Bir Türkmen beyi kızıdır,
2.Murat Alime Hatun(Dulkadir oğ.)
Ç.Mehmet Kumru Hatun-Emine Hatun(Dulakadir oğ.)
Osman Bey Şeyh Edebalı nın kızı Mal Hatun
Orhan Bey Mahmud Alp`in kızı Eftandise Hatun
1.Murat Kızıl Murat Bey`in kızı Melek Hatun
Y.Bayezid Hafsa Hatun(Aydınoğlu) -Sultan Hatun(Dulkadir oğ.)-Devlet şah (Germiyan oğlu)
Dahası var ama yeter...
Fatih sonrasında ise artık Osmanlının kendini diğer beylik ve devletlere kanıtlama gereği kalmamış hatta kendini onlarda üstün gördüğünden onlarla evliliklere son verilmiş ve genelde(tamamen değil) cariyelerle evlenilmeye başlanmıştır.Bunun diğer sebeplerine gelince;
--Osmanlılar bu yolla devleti kayın birader,kayın peder,amca,dayı,yeğenlerden korumuş,güç ve nüfuzlarının bu kimseler tarafında kullanılmasını suistimal edilmesini engellemeye çalışmışlardır...
--Devlet sırlarının saklanması da haremden çıkmayan , gidecek yeri olmayan ve akrabalık bağı kalmayan(genelde) olsada çok nadir ve kısıtlı olan cariyelerin tercih edilme sebebidir.Türk gelin olsa baba evi ve akrabalarını görmek isteyecek bu esnada suistimal,sırların açıklanması ve ağızdan kaçırma ,laf alma olumsuzlukları görülebilecektir ki Fatih öncesi evliliklerde bu durumlarla karşılaşılmıştır.
--Bir den çok kadınla evlenen padişahların Türk kızları ile evlenmeleri durumunda nikah,kına,nişan,mevlüt,düğün,ziyafet gibi masrafları büyük paralar tutmaktadır...Padişah kalkıpta iki bileziğe kız alacak değil ya...
1.İbrahim `in Türk kızı Telli Haseki ile evlenmesi ve düğünü sırasında bir sefer yapılabilecek kadar paranın harcandığı bilinmektedir.(!)Osmanlının o zaman ki para darlığına rağmen ne yazık ki...
Fakat Cariyelerle evlenilirken bu olumsuzluklar olmaz...
--Ayrıca geleneklere göre padişahlar Türk kızı aldıkları zaman bayram,düğün ve cenazelerde hastalıklarda veya ziyaret maksadıyla sık sık hanımın aile ve akrabalarının evlerine gitmesi gerekecek,onlarla ilgilenmesi gerekecek,ellerini öpmek zorunda kalacak ki çoğu zaman genç kızlarla evleneceklerinden kayınpeder ve kayınvalidelerinin kendilerinde küçük olacak,ayrıca onların problemleri ile uğraşmak zorunda kalacaklardır.Hasta ziyareti ,bayram ,kandil vs.
Bütün bunlara karşın cariyelerin ne masrafı,ne ailesi nede kaprisleri olacaktır...
Yine de Türk kızlarla bu dönem de de evlenmeler olmuştur...Mesela...
2.Bayezid Karamanoğlu Nasuh Beyin kızı Hüsnü şah la
Genç Osman Esat Efendinin kızı Akile Hanımla
Sultan İbrahim Telli Haseki ile... evlenmişlerdir...
Şunu da belirtelim Osmanlılar Türk olmayan hiç kimseye de saraydan kız vermemişlerdir...
4- Bir takım kişiler Anadolu askerinin başıbozuk diye adlandırıldığını iddia ediyor.
Başı bozuk-Düzensiz,kendi başına buyruk demektir...
Osmanlı Ordusunda gönüllülerden oluşan sadece sefer zamanı bir araya gelen seferden sonra dağılan düzensiz birliklere verilen isimdir.
Yoksa Osmanlı nın Yeniçeriden ziyade savaşlarda asıl gücü olan ve Anadolu dan gelen tımarlı askerlere başıbozuk demesi mümkün değildir.Zira onlar düzenli Tımarlı Sipahi-Sancak beyi-ve Beylerbeyi emrinde birliklerdir.Savaşları asıl kazanan veya kaybeden onlardır.Yeniçerilerin görevi padişahı ,Otağı Humayun u korumaktır.Sayıları sipahilere göre çok azdır...Kanuni Devrinde 400.000 kişilik ordu içinde 35-40.000 kadar.Çoğu savaşta kılıç çekmelerine bile gerek kalmazdı...(Siyasi olaylara etkilerinin fazla olmasının nedenleri farklıdır.)
Şimdi Osmanlı`nın asıl ordu gücü olan Anadoludan gelen askerlere başıbozuk diyerek onları aşağılaması mümkün mü?Bu askerler böyle bir devlet ve padişah uğruna canlarını neden versinler?
5- Bir takım kişiler Osmanlı vezirlerinden bir kaçı dışında Türk olmadığını iddia ediyor.
Kuruluş devrinde sadece Türk Çandarlı ailesinden Çandarlı Halil Hayrettin Paşa,Ali Paşa,İbrahim Paşa,Halil Paşa,İbrahim Çelebi...
Fatihten sonra vezirlik makamında devşirmelere daha çok rastlandığı doğrudur ancak bunun da nedenleri farklıdır ve konumuz değildir.
Ancak şu tespit yapılabilir Osmanlı Devletinde Devşirmelerin sayılamayacak kadar yararı olmuştur ve genelde devlete olumlu katkı yapmışlardır.
Fatihten sonrada başta Karamani Mehmet Paşa olmak üzere bir çok vezir görev almıştır ki yazılamayacak kadar çoktur.
Böyle bir iddia resmen saçmalıktır...
6- Bir takım kişiler bazı secereler de oynama yapıp mesele Fatih`in annesi olarak üvey annesi Mara Despinayı göstererek(aslı Türk Hüma Hatun dur),2. Murat`ın annesi olarak Marya yı göstererek (aslı Dulkadir oğlu Emine Hatun)Osmanlı Padişahların da Türk geninin çok az olduğunu bu nedenle de Türk sayılamayacaklarını iddia ediyor ve gen avcılığına çıkıyor...
Bu da bir çeşit ırkçılıktır.
Ama konuyu mütalaa ya devam edelim.
Türk kültüründe soy babadan geçer...Hıristyanlarda da böyle...
Ancak Yahudilerde soy anadan geçer.Bu iddiaların ası sahibi Yahudiler olmasın?
Önemli olan gösterge Türklüğe yaptıkları katkılardır ve sayılamayacak kadar çoktur...
Atatürk Milliyetçiliğide aslı ne olursa olsun kendini Türk hisseden herkesi kucaklar.
Ne mutlu Türk olana değil...``Ne mutlu Türküm diyene`` demiştir bu nedenle.
7- Bir takım kişiler Osmanlıca dışında Türkçe`nin yasak olduğundan bahsediyor.
Bu kişiler sanırım Osmanlıca`yı farklı bir dil zannediyorlarve dünyanın her hangi bir yerinde her hangi bir dili konuşmanın yasaklanmasının imkansız olduğunu bilmiyorlar.Her iki kişinin yanına ne dilde konuştuklarını dinlemek üzere birer muhbir konmuşsa o ayrı`(!)
Bkn.Genel Kültür Ans. 8. cilt `sf 1505
Osmanlıca maddesi-Batı Türkçesinin Osmanlı Devleti döneminde kullanılan ve konuşulan bir evresi...Bu evrede Eski Oğuz Türkçesi ile Arapça`Farsça sözcük ve dil kurallarına rastlanır.Bu Osmanlıca evresinden sonra Türkçe Türkiye Türkçesi evresine geçmiştir...